Friday, 14 September 2012

raise your standards

“Any time you sincerely want to make a change, the first thing you must do is to raise your standards. When people ask me what really changed my life eight years ago, I tell them that absolutely the most important thing was changing what I demanded of myself. I wrote down all the things I would no longer accept in my life, all the things I would no longer tolerate, and all the things that I aspired to becoming.”

- Anthony Robbins

Wednesday, 12 September 2012


“The smell of her hair, the taste of her mouth, the feeling of her skin seemed to have got inside him, or into the air all around him. She had become a physical necessity.”
George Orwell1984

Sunday, 9 September 2012

allaha inanmiyorum ama bir SOPA var.

bazen dusunuyorum da, gelecegin sanat tarihi icinde yasiyorum. cidden, etrafimda donen konusmalar, taniklik ettigim butun hadiseler, durumlar, her sey cogu zaman kayit edilmesi gereken seyler. bunu bugun weinmeisterstrasse'deki kafede otururken daha da net anladim.
sonra dusundum de bazen isbu sanatt dunyasi icerisinde taniklik ettigim durumlari cok fena bir sekilde elestiriyor ve anlamsiz buluyorum ya cogu zaman, aslinda bayagi sacmaliyorum.
cunku gercekten de ne olursa olsun, saldiri ve sarkazm vs. bir yana, sanat ya, sevgiden sonra dunyayi yasanabilir kilan tek sey. sordurdugu sorularla veya verdigi hazla. vs. vs.
ve oyle ya da boyle benim hayatim da pekala sevgi ve sanat uzerine kurulu.
gercekten bazen cok ayib edebiliyorum hayatima karsi.
acilen hayatimi degersizlestirme ozelligimden kurtulmam gerek. ne gerzolar kendilerini bir seymis gibi yapiyorlarken ozellikle.
bayagi guzel bir hayatim var cunku. oyle soylemekle olmaz, elbette biliyorum da, iyi bir insanim. kimsenin kotulugunu istemiyorum. fakat budalalarin, zararli bencillerin ve kotu niyetlilerin neden olduklari butun negatiflikle eninde sonunda yuzlesmesi gerektigine inaniyorum. dogruya dogru. uzmemeye ozen gosteriyorum. kimseyi karanliga suruklemiyorum. sevebiliyorum. seviliyorum. guzel arkadaslarim var. bir cok onemli seye taniklik ediyorum. handle edebiliyorum. kimsenin hayatina comak sokmuyorum. sanatin ve sanatcinin dostuyum. okuyorum. merak ediyorum. iskembeden atmiyorum. ozentilik yapmiyorum. kiskanmiyorum. ustelik de komigim. degil miyim yoksa ya yapma ya :/ hasbdjaba.

Wednesday, 5 September 2012

erotik gercekcilik.

neticede kahvelerin sogumasi.
her gun iki kahvenin bu sekilde ziyan olmasi.

Friday, 31 August 2012

bir dususun hikayesi

kosarak karsidan karsiya geciyorduk
tramway yolundaki zincirin havalandigini hissettim
topugum takildi ve sanki gokyuzunun sinirina degmistim, o denli yukselmisim gibi geldi, ama bir yandan da yanilsama oldugunu biliyordum
fakat yere cakilmam cok hizli oldu
sol elmacik kemigimin yerle temas ettigini hissettim
bir catirdi duydum, gozlugumden gelmis olmali
basimin icinde cam sise patlamis gibiydi, cok ama cok korktum
hayatimin en guzel gunlerinde olecegimi sanip daha da panik oldum
dizlerim cok acidi ve sol elimde bir catlak var sanirim dedim icimden
hala nefes alamiyordum insanlar baktilar, insanlar donup donup baktilar hatta
cunku dugune gidecektim ya, tulden krem rengi bir elbisem vardi
boyle bir insan nasil duserdi, inanilmaz bir manzara sanki
yanimdaki insan beni bir basima birakip gitti bir anda
iyi misin dedi ve hafifce basimi sallayinca, tamam, ben sunu ariyorum o gelir ilgilenir senle dedi ve gitti oha dedim insanlar ne enteresan, gec kaliyormus, kesin dustum diye ugrasmak istemedi
arkasindan inanamayarak bakacak takadim bile yoktu
ustelik hic de sasirmadigimi fark ettim bu hareketine, cok tipik, cok ama cok tipik
zorla kendimi cimlerin ustune attim
basimi dik tutamiyordum, devrildim
bir yandan bacagimdan akan kanlara bir yandan gokyuzune bakmaya calisiyordum
boynum agridi
bir kadin daha geldi, hamile, yardim ister misin, gel seni hastaneye gotureyim dedi
o anda aglamaya basladim
ben yok olmak istedikce bir suru insan etrafimda toplanti bir anda
kadin gozyaslarimi sildi, icinde bebek olan gobegini vucuduma dayayarak sarildi
bir sure durduk
o kiyafetler icinde ve dudagimda kirmizi rujlarla orda oluverdigimi hayal ettim
sanki hic yasamamisim gibi bile hissettim
sanki aslinda plastik bir oyuncak bebekmisim ve findikli parkina atilmisim gibi
arkadas z. ozger gibi bok yoluna gidiyorum sandim
allah kahretsin ki arkamda biraktigim siirlerim olmayacakti
hala nefes alirken cigerlerim aciyordu, beynim zonkluyordu
sevgilime uzuldum, yazik donmek icin saatleri sayiyor, oldugumu ogrenirse ne fena olur cocukcagiz daha doyamadan elleri bombos
yine aglamaya basladim ve bir anda olmemeye karar verdim
olmeyi beni gormek icin saatleri saymaktan vazgececegi gunlere sakladim
saka saka

fani dunya valla.