sana suleyman sah turbesinden bahsetmek istiyorum bugun
butun gazeteler ondan bahsediyor diye degil
belki gercekten de tahminimizden de onemli bir yerdir diye
kubbesi yesil
icinde yumusak halisi
mezara girerken de
ayakkabilar cikarilmali
Monday, 1 September 2014
gozleri kahve tadinda
saclari burusuk
elindeki masa
kestane kebab
yol yakinken donemedi
oldu otuz
saclarindan da vazgecmedi
gozlerinden de
kis gelince kestane de yemedi
kebab hic sevmez
iste bizim kiz boyle yasadi
tam yirmi dort asir
dunya degisti
o kaldi kelimeleriyle
apir sapir
saclari burusuk
elindeki masa
kestane kebab
yol yakinken donemedi
oldu otuz
saclarindan da vazgecmedi
gozlerinden de
kis gelince kestane de yemedi
kebab hic sevmez
iste bizim kiz boyle yasadi
tam yirmi dort asir
dunya degisti
o kaldi kelimeleriyle
apir sapir
kopruden kendini atmak isteyen kisi
bir ani olarak kaldi selfie'lerinde modanin
bugun hepimiz dehsete dusuyor gibi yaptik
yarin oldugunda failleriydik butun dramlarin
toplum toplum diye inledik durduk
gozumuz kollarimizda isyan devrim ozgurluk
degisebilirdi yarinlar gecmisten baslayarak
sayet iki kisinin arasindaki sinirlar olmasaydi
guzel gunler hayal edilirken guzel
iste bu
resmi evraklara istinaden siir yazmak istemiyorum
aci ceken insanlara ya da kesilen agaclara dair de
adalete ve guzellige ovguler duzmek istemiyorum
mimari trendleri ve teknolojik gelismeleri zaten birak
dur hele, bekle, heyecan dorukta bu satirda
koskocaman dunyanin ucundaki koylerden birinde
uykuya dalmadan hemen once sarki soyleyen yasli bir teyzenin keyfine
bahcesindeki domatesini, biberini open ademe
gece sahilde uzanmis yildizlardan bahseden genclere de yazilmiyor bu siir
bastan soylemedim belki ama
hizla basimizi donduren su lanet dunyaya da
yazmayacagim bu siiri
askindan olenlere lafim yok, beni bilirsin
onlar da nasiplenemeyecekler bi siirden, uzgunum leyla
allahin adini adettir diye kullaniyorum,
anneme de selam ederim bu arada
babam eksik kalmasin, haklisin
turkiye edebiyati calkalanir valla
ben bu siiri
kanli vatanlara
usulsuz bayraklara
gece sokakta uyuyan aclara
sofrasindan kus sutunu eksik etmeyen sabanciya, koca
kufur niyetine siir yazanlara
en cok da onlara
yazacak degilim
bu siiri
bu siirin hic olmadigi tertemiz bir gune yaziyorum
aci ceken insanlara ya da kesilen agaclara dair de
adalete ve guzellige ovguler duzmek istemiyorum
mimari trendleri ve teknolojik gelismeleri zaten birak
dur hele, bekle, heyecan dorukta bu satirda
koskocaman dunyanin ucundaki koylerden birinde
uykuya dalmadan hemen once sarki soyleyen yasli bir teyzenin keyfine
bahcesindeki domatesini, biberini open ademe
gece sahilde uzanmis yildizlardan bahseden genclere de yazilmiyor bu siir
bastan soylemedim belki ama
hizla basimizi donduren su lanet dunyaya da
yazmayacagim bu siiri
askindan olenlere lafim yok, beni bilirsin
onlar da nasiplenemeyecekler bi siirden, uzgunum leyla
allahin adini adettir diye kullaniyorum,
anneme de selam ederim bu arada
babam eksik kalmasin, haklisin
turkiye edebiyati calkalanir valla
ben bu siiri
kanli vatanlara
usulsuz bayraklara
gece sokakta uyuyan aclara
sofrasindan kus sutunu eksik etmeyen sabanciya, koca
kufur niyetine siir yazanlara
en cok da onlara
yazacak degilim
bu siiri
bu siirin hic olmadigi tertemiz bir gune yaziyorum
Saturday, 30 August 2014
you are not the one who knows everything about ETERNAL truth. you can't break people'S hearts as if they are cheap chinese vases.
Friday, 29 August 2014
kışı beklerken
bir bahar günü rastladım size
önünüze savurdum bedenimi, görmediniz
çünkü gözleriniz meşgul, fikriniz karmakarışık, algınızdan banane ki
bir yaz günü gördüm sizi
boynunuza sarıldım, kendime engel olamadım, eliniz soğuktu
hoop yatağa gittik, hiç konuşmadık, konuşarak anlaşacak değildik ki
baska bir baharda yeniden gördüm sizi
kendi durumumu biliyorum dediniz, gittiniz uzaklara
geçiniz dedim usulca, geçiniz, geçiniz, geçiniz
bir elim havada
sanki çok sıcak bir yaz gelmiş gibi
anamla birlikte menapoza girmişiz gibi
önümüzün kış olmasına çok seviniyorum
önünüze savurdum bedenimi, görmediniz
çünkü gözleriniz meşgul, fikriniz karmakarışık, algınızdan banane ki
bir yaz günü gördüm sizi
boynunuza sarıldım, kendime engel olamadım, eliniz soğuktu
hoop yatağa gittik, hiç konuşmadık, konuşarak anlaşacak değildik ki
baska bir baharda yeniden gördüm sizi
kendi durumumu biliyorum dediniz, gittiniz uzaklara
geçiniz dedim usulca, geçiniz, geçiniz, geçiniz
bir elim havada
sanki çok sıcak bir yaz gelmiş gibi
anamla birlikte menapoza girmişiz gibi
önümüzün kış olmasına çok seviniyorum
Tuesday, 8 July 2014
ne kadar da kolaymis gercekleri otelemek. bir telefon konusmasi bana uc gun katti. bakalim bu onumuzdeki uc gunde, gecmisteki uc gune nasil bir fark atabilecegim, diye dusundu. bol bol sigara ve kahve tuketerek ve hayaller kurarak mi? en ufak bir umudun kalmadigi bir senenin sonunda kendini hayal kurmaya zorluyor. cunku eger bunu da basaramazsa olecegini biliyor. olmek istemiyor. karsisina gecip anlatmak istiyor. o kadar da cok anlatmak istemiyor aslinda. biraz. o da anlatsin, istiyor. istediklerinden utaniyor. istememeyi o kadar aci bir sekilde ogrettiler ki hepsini bulup kursuna dizebilir. gozlerinin yasina bakmadan. yasamak biraz da istemek cunku.